Home Eğitim Blog Stagflasyon: Ekonomideki Dengesizliklerin Tanımı
BlogEğitim

Stagflasyon: Ekonomideki Dengesizliklerin Tanımı

stagflasyon
stagflasyon

Ekonomik durgunlukla yüksek enflasyonun eş zamanlı olarak yaşandığı stagflasyon kavramı, modern ekonomiler için oldukça zorlayıcı bir fenomeni ifade eder. Bu kavram, ekonomik literatürde 1970’lerin petrol krizine kadar pek yaygın değildi. Ancak bu dönemde yaşanan global ekonomik kriz, stagflasyonun hem teorik hem de pratik açıdan incelenmesini zorunlu kıldı.

Tarih boyunca pek çok ekonomi, bu olguyu tecrübe etmiş ve bu dönemlerde alınan kararlar, ekonomik politikaların şekillenmesinde önemli roller oynamıştır.

Bu makalede, stagflasyonun ne olduğunu, nedenlerini, ekonomiye olan etkilerini ve bu durumdan nasıl çıkılacağını derinlemesine inceleyeceğiz.

Stagflasyon Ne Demek?

Stagflasyon, ekonomide durgunluğun (stagnation) ve enflasyonun eş zamanlı olarak yaşandığı bir dönemi tanımlar. Bu, birçok ekonomist ve politika yapıcı için sürpriz bir kavramdır, çünkü genel olarak durgunluk dönemlerinde enflasyonun düşmesi beklenir. Ancak stagflasyon, bu iki olgunun bir arada meydana geldiği nadir durumlardan biridir.

Stagflasyon Teriminin Kökeni ve Anlamı

Stagflasyon kelimesi, “stagnation” (durgunluk) ve “inflation” (enflasyon) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. İlk kez 1965’te Birleşik Krallık’ta yaşanan ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyon döneminde, politika yapıcı Iain Macleod tarafından kullanılmıştır. Terim, durgun ekonomik büyüme ile yüksek enflasyon oranının eşzamanlı olarak yaşandığı dönemleri tanımlamaktadır.

Karakteristik Özellikleri: Durgunluk ve Yüksek Enflasyon

Stagflasyonun en belirgin özelliği, ekonomik büyümenin durması veya çok yavaşlamasıdır. Bu, genellikle işsizlik oranlarında artışla sonuçlanır. Diğer yandan, enflasyon oranı hızla yükselir, bu da mal ve hizmetlerin fiyatlarının arttığı anlamına gelir. Dolayısıyla, tüketiciler ve işletmeler hem yavaşlayan bir ekonomi hem de artan maliyetlerle karşı karşıya kalır. Bu kombinasyon, ekonomik politika yapıcıları için ciddi zorluklara neden olur, çünkü genellikle birini çözmek, diğerini kötüleştirebilir.

Stagflasyonun Nedenleri

Stagflasyon, ekonomide en zorlu senaryolardan birini oluşturur. Bir yanda büyümenin durduğu, işsizliğin arttığı bir durgunluk, diğer yanda ise fiyatların sürekli yükseldiği bir enflasyon söz konusudur. Peki, bir ekonomiyi bu denli zor bir duruma sürükleyen nedir? Stagflasyonun nedenleri genellikle birçok faktörün bir araya gelmesiyle meydana gelir ve genellikle hem içsel hem de dışsal dinamiklerin birleşik etkisiyle ortaya çıkar.

Talep ve Arz Şokları

Stagflasyon genellikle büyük bir arz şoku sonucu ortaya çıkar. Örneğin, 1970’lerde OPEC’in petrol üretimini kısıtlaması gibi dışsal bir etken, enerji maliyetlerini dramatik bir şekilde artırarak bir arz şokuna neden olmuştur. Bunun yanında talep şokları da stagflasyonu tetikleyebilir. Tüketicilerin ve işletmelerin harcamalarını aniden kısmaları, ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyerek durgunluğa neden olabilir.

Para ve Maliye Politikaların Etkileri

Hatalı para ve maliye politikaları, ekonomik aktivitelerin yavaşlamasına neden olabilir. Örneğin, aşırı genişlemeci bir para politikası, fiyatların yükselmesine (enflasyon) neden olabilir. Ancak bu tür politikaların uzun vadede ekonomik büyümeyi desteklemesi zordur. Diğer yandan, mali politika araçları da ekonomide durgunluk ve enflasyon arasında dengesizliklere yol açabilir.

2.3. Dış faktörler: Emtia fiyatları, savaşlar, diğer olası nedenler:

Stagflasyon, dışsal faktörlerin etkisiyle de meydana gelebilir. Örneğin, emtia fiyatlarındaki ani yükselişler, maliyetleri artırarak hem enflasyonu tetikler hem de üretimi olumsuz etkileyerek ekonomik durgunluğa yol açabilir. Savaşlar, ticaret savaşları veya uluslararası ekonomik yaptırımlar da benzer etkilere sahip olabilir.

Dışsal şokların ekonomiye etkisi, bir ülkenin dışa olan bağımlılığına ve ekonomik yapısına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Stagflasyonda Neye Yatırım Yapılır?

Stagflasyon dönemlerinde ekonomik belirsizlikler artar, bu da yatırımcıları zor kararlar almaya itebilir. Bir yanda büyüme potansiyeli düşerken, diğer yanda fiyatların yükselmesi, yatırım kararlarını karmaşıklaştırabilir. Ancak doğru bilgiyle, bu tür ekonomik durgunluk dönemlerinde de başarılı yatırım fırsatları yakalamak mümkündür. Peki stagflasyonda hangi yatırım araçları öne çıkar?

Güvenli Liman Varlıkları

Stagflasyon dönemlerinde ekonomik belirsizliklerin artması, yatırımcıları daha güvenli varlıklara yönlendirir. Bu bağlamda, devlet tahvilleri, altın gibi değerli metaller ve bazı kripto paralar, yatırımcıların korunma amaçlı tercih ettikleri varlıklar arasında bulunabilir. Özellikle altın, tarihsel olarak enflasyon karşısında bir değer saklama aracı olarak bilinir.

Emtialar ve Hammadde Yatırımları

Stagflasyon dönemlerinde, özellikle arz şokları nedeniyle emtia fiyatlarında sert yükselişler yaşanabilir. Bu nedenle petrol, doğal gaz, tahıl gibi emtialara yapılan yatırımlar, enflasyonun yükseldiği dönemlerde korunma amaçlı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, emtialara bağlı olarak hammadde üreticisi şirketlerin hisse senetleri de bu dönemlerde yatırımcıların radarında olabilir.

Stagflasyon Olursa Ne Olur?

Stagflasyon, modern ekonomiler için oldukça endişe verici bir durum olarak görülür. Ekonomik büyümenin durakladığı, hatta gerilediği; fakat aynı zamanda enflasyonun yükseldiği bu dönemlerde, ekonomik göstergelerde birçok olumsuz değişiklik gözlemlenebilir. Ancak stagflasyonun sadece makro ekonomik boyutta değil, tüketicilerin günlük yaşamlarında da somut etkileri vardır. Peki, stagflasyon dönemlerinde hangi değişiklikleri görmekteyiz?

İşsizlik Oranlarındaki Değişiklikler

Stagflasyonun belirgin özelliklerinden biri ekonomik durgunluktur. Bu durgunluk, işsizlik oranlarının yükselmesine sebep olabilir. Üretimin azalması ve tüketimin gerilemesi, şirketlerin maliyetlerini kısmak adına işten çıkarmalarına neden olabilir. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına ve ekonominin daha da zor bir döngüye girmesine yol açar.

Tüketici Güveni ve Harcama Eğilimleri

Stagflasyon dönemlerinde tüketici güveni genellikle düşer. Yüksek enflasyon oranları ve artan işsizlik, tüketicilerin harcamalarını azaltmalarına neden olur. Daha düşük gelirler ve yükselen fiyatlar, tüketicilerin sadece temel ihtiyaçları için harcama yapmalarına ve lüks tüketimden kaçınmalarına yol açar.

Maliyetler ve Şirket Kar Marjları

Arz şokları, emtia fiyatlarında sert yükselişlere yol açabilir, bu da üretim maliyetlerinin artmasına neden olur. Şirketler, maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmaya çalışırken, durgun ekonomi nedeniyle tüketici talebinin azalmasıyla karşılaşabilirler. Bu durum, şirketlerin kar marjlarını sıkıştırabilir ve bazı şirketlerin iflas riskiyle karşı karşıya gelmelerine neden olabilir.

Stagflasyondan Nasıl Çıkılır?

Ekonomik büyümenin durması, yüksek enflasyonun hüküm sürmesi ve işsizliğin artması… Bu üç olumsuz etkenin bir araya gelmesi, ekonomik politika yapıcıları için oldukça zorlayıcı bir durum yaratır. Çünkü genellikle ekonomik durgunluğu aşmak için uygulanan politikalar, enflasyonu artırabilirken, enflasyonla mücadele politikaları da ekonomik durgunluğu derinleştirebilir. Ancak, doğru stratejilerle ve politikalarla stagflasyon dönemlerinden çıkılması mümkündür. Peki, bu süreci hızlandırmak ve ekonomiyi sağlıklı bir büyümeye döndürmek için hangi adımlar atılmalıdır?

Uygun Para ve Maliye Politikalarının Benimsenmesi

Stagflasyon dönemlerinde, mali ve para politikalarının dikkatlice belirlenmesi ve uygulanması esastır. Para politikaları, merkez bankalarının kontrolündedir ve faiz oranları ile para arzı üzerinden ekonomiyi etkiler. Dikkatlice tasarlanmış bir para politikası, enflasyonu kontrol altına alabilirken ekonomik durgunluğu aşmaya da yardımcı olabilir. Öte yandan, hükümetlerin mali politikaları, vergilendirme ve harcama yoluyla ekonominin genel seyrini etkileyebilir. Doğru mali teşvikler, ekonomik büyümeyi canlandırabilir ve işsizliği azaltabilir.

Yapısal Reformların Gerçekleştirilmesi

Stagflasyon, bazen yapısal sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle, bu tür zorluklardan çıkmak için yapısal reformlara ihtiyaç duyulabilir. İş piyasasındaki reformlar, esneklik sağlayarak işsizliği azaltabilir. Benzer şekilde, ürün piyasalarındaki reformlar, rekabeti artırarak fiyat baskılarını azaltabilir.

Uluslararası İşbirliği ve Koordinasyon

Modern ekonomiler birbirine oldukça bağlıdır. Stagflasyonun nedenleri genellikle uluslararası etmenlerle ilgili olabilir, özellikle emtia fiyatlarındaki değişiklikler veya global ticaretteki sıkıntılar gibi. Bu nedenle, uluslararası koordinasyon ve işbirliği, bu tür sorunların üstesinden gelmek için kritik bir öneme sahiptir. Farklı ülkelerin birlikte çalışarak ortak politika çözümleri geliştirmesi, stagflasyondan daha hızlı çıkılmasını sağlayabilir.

Stagflasyonun Ekonomiye Etkileri

Stagflasyon, modern ekonomik tarih boyunca en karmaşık ve sıkıntılı dönemlerden birini temsil eder. Ekonomik büyümenin durgunlaşması ve yüksek enflasyonun eş zamanlı olarak yaşandığı bu dönemler, makroekonomik istikrarı tehdit eder ve politika yapıcılar için büyük zorluklar doğurur. Hem tüketiciler hem de üreticiler için olumsuz sonuçlara yol açan stagflasyon, birçok ekonomik gösterge üzerinde derin etkilere sahiptir. Bu etkilerin bazılarına daha yakından bakalım:

Büyüme Oranları ve Üretim

Stagflasyon dönemlerinde ekonomik büyüme genellikle yavaşlar veya durur. Yüksek enflasyon maliyetleri artırırken, tüketici ve yatırımcı güvenini azaltır, bu da tüketim ve yatırım harcamalarında düşüşe neden olabilir. Üretim düşer ve fabrikalar tam kapasiteyle çalışmaz, bu da işsizlik oranlarında artışa neden olabilir.

Dış Ticaret Dengesi ve Cari Açık

Yüksek enflasyon, bir ülkenin mal ve hizmetlerinin yurtdışında daha pahalı hale gelmesine neden olabilir. Bu, ihracatın azalmasına ve ithalatın artmasına yol açabilir. Sonuç olarak, dış ticaret dengesi olumsuz etkilenebilir ve cari açık genişleyebilir.

Faiz Oranları ve Kredi Piyasaları

Stagflasyon dönemlerinde merkez bankaları enflasyonla mücadele etmek için genellikle faiz oranlarını artırır. Yüksek faiz oranları, kredi maliyetlerini yükselterek tüketicilerin ve işletmelerin borçlanma yeteneğini sınırlayabilir. Bu, özellikle yatırım harcamaları üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Ayrıca, yüksek faiz oranları, finansal piyasalarda volatiliteye neden olabilir, bu da ekonomik belirsizliği artırabilir.

Dünya Ekonomisinde Stagflasyonun Yeri

Stagflasyon, 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya ekonomisinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri oldu. Bu dönem, ekonomik teorilere meydan okuyarak, ekonomistlerin ve politika yapıcıların alışılmışın dışında çözümler aramasına neden oldu. Özellikle 1970’lerde, petrol fiyatlarının keskin bir şekilde artması sonucu ortaya çıkan global stagflasyon, uluslararası ekonomik sistemde derin sarsıntılara yol açtı. Bu bağlamda, dünya ekonomisinde stagflasyonun yerini ve bu olgunun farklı ülkelerde nasıl tezahür ettiğini inceleyelim.

Geçmişteki Önemli Stagflasyon Dönemleri

1970’ler, stagflasyonun en belirgin yaşandığı dönem olarak bilinir. 1973 ve 1979’daki iki petrol şokunun neden olduğu enerji fiyatlarındaki keskin yükseliş, global ekonomiyi stagflasyonun kıskacına sürükledi. Bu dönemde, özellikle gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme durdu, enflasyon oranları tırmandı ve işsizlik oranları yükseldi.

Küresel Ekonominin Stagflasyona Tepkisi

Stagflasyonun global etkisi, merkez bankalarını, hükümetleri ve uluslararası kuruluşları harekete geçirdi. Politika yapıcılar, durgunlukla mücadele etmek için teşvik tedbirleri alırken, enflasyonu kontrol altına almak için sıkı para politikalarına başvurdu. Bu yaklaşımlar, kısa vadeli başarılar elde etse de, uzun vadede ekonomik büyümeyi sınırlayan etkilere neden oldu.

Farklı Ülkelerin Stagflasyon Deneyimleri

Stagflasyon, gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde farklı şekillerde tezahür etti. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri, yüksek enflasyon oranlarına ve artan işsizlik seviyelerine tanıklık ederken, gelişmekte olan ülkelerde enflasyon daha yüksek seviyelere ulaştı ve ekonomik durgunluk daha derinleşti. Bu farklı deneyimler, ulusal ekonomi politikalarının ve global ekonominin dinamiklerinin stagflasyonun etkileri üzerinde ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.

ABD

1970’lerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde stagflasyon, OPEC’in petrol üretimini kısıtlamasıyla tetiklenen enerji krizi nedeniyle ortaya çıktı. Bu, tüketici fiyatlarında keskin bir artışa ve ekonomik durgunluğa neden oldu. Federal Rezerv, yüksek enflasyonu kontrol altına almak için faiz oranlarını yükseltti, ancak bu da ekonomik durgunluğu derinleştirdi. ABD’de stagflasyon, 1980’lerin başında, sıkı para politikası ve düşen enerji fiyatları sayesinde sona erdi.

Birleşik Krallık

1970’lerde İngiltere’de, maden işçilerinin grevleri nedeniyle enerji krizleri yaşandı. Bu, ekonomide durgunluğa ve enflasyonun yükselmesine yol açtı. Daha sonra Margaret Thatcher’ın liderliğindeki hükümet, sıkı para politikaları ve yapısal reformlarla stagflasyonla mücadele etti.

Gelişmekte Olan Ülkeler

Bazı Latin Amerika ülkeleri, 1970’lerde ve 1980’lerde yüksek enflasyon ve ekonomik durgunlukla mücadele etti. Örneğin, Arjantin ve Brezilya’da, yüksek dış borç seviyeleri ve yanlış ekonomi politikaları stagflasyonu tetikledi. Bu ülkelerde stagflasyon, yapısal reformlar ve uluslararası mali yardımlarla kontrol altına alındı.

Orta Doğu

1970’lerde, petrol fiyatlarının artmasıyla Orta Doğu’da bazı ülkelerde ekonomik büyüme yaşandı. Ancak bu ülkeler, yüksek gelir artışını yönetme konusunda zorluk yaşadılar, bu da bazı ülkelerde enflasyonun artmasına neden oldu.

Bu örnekler, stagflasyonun ulusal ekonomi politikaları, coğrafi konum, enerji kaynaklarına erişim ve uluslararası ekonominin genel durumu gibi faktörlere bağlı olarak farklı şekillerde tezahür edebileceğini göstermektedir

Stagflasyonun Uzun Vadeli ve Kısa Vadeli Etkileri

Stagflasyon, ekonomi üzerinde hem kısa vadeli hem de uzun vadeli etkilere sahip olabilir. Bu dengesiz durumun doğurduğu etkileri anlamak, hükümetlerin, işletmelerin ve bireylerin bu zor dönemlerde nasıl hareket etmeleri gerektiğini daha iyi kavramalarını sağlar.

Kısa Vadeli Etkiler

  • Tüketici Güveninde Azalma: Stagflasyon dönemlerinde, tüketicilerin geleceğe dair beklentileri olumsuzlaşır. Bu da harcama alışkanlıklarının değişmesine yol açar.
  • Yatırımın Azalması: İşletmeler, ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırım yapmaktan kaçınabilirler.
  • Kredi Piyasalarında Sıkışma: Faiz oranlarının yükselmesi nedeniyle krediye erişim zorlaşabilir.
  • İşsizlikte Artış: Ekonomik durgunluk nedeniyle şirketler işten çıkarmaları artırabilir.

Uzun Vadeli Etkiler

  • Yapısal İşsizlik: Stagflasyon, uzun vadeli bir işsizlik sorununa yol açabilir. Bireyler, sektörel değişiklikler veya beceri uyuşmazlıkları nedeniyle iş bulmakta zorlanabilirler.
  • Düşük Ekonomik Büyüme: Stagflasyonun uzun süre devam etmesi, uzun vadeli ekonomik büyüme oranlarının düşmesine neden olabilir.
  • Dış Ticaret Dengesizlikleri: Yüksek enflasyon, ülkenin dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir. İhracatın düşmesi, cari açığın artmasına neden olabilir.
  • Sosyal ve Politik Gerilimler: Uzun süreli stagflasyon, sosyal huzursuzluklara ve politik gerilimlere yol açabilir. Hükümetlere duyulan güven azalabilir ve toplumsal gösteri ve protestolar artabilir.

Her iki dönemde de stagflasyon, ekonomik belirsizlikleri ve zorlukları beraberinde getirir. Ancak, bu etkilerin şiddeti ve süresi, stagflasyonun nedenlerine, süresine ve hükümetin aldığı tedbirlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Modern Ekonomilerin Stagflasyon Riski ile Başa Çıkma Yöntemleri

Modern ekonomiler, tarihsel tecrübelerini ve gelişen ekonomik teorileri kullanarak stagflasyon riskiyle daha etkili bir şekilde başa çıkmayı öğrenmişlerdir. Bu başa çıkma yöntemleri, önceden belirlenmiş politika araçlarına dayanırken, aynı zamanda ekonominin dinamiklerini anlama ve bu dinamiklere hızla tepki verme yeteneğini de içerir.

  1. Esnek Para Politikaları: Merkez bankaları, ekonomiyi canlandırmak veya enflasyonu kontrol altına almak amacıyla faiz oranlarını ayarlayabilir. Ancak, stagflasyonun çifte tehdidi altında, bu politikalar dikkatlice uygulanmalıdır.
  2. Mali Teşvikler: Hükümetler, ekonomik aktiviteyi teşvik etmek için vergi indirimleri veya harcama programları gibi mali teşvikler uygulayabilir. Ancak bu, bütçe dengesini de gözeterek yapılmalıdır.
  3. Yapısal Reformlar: Stagflasyonun altında yatan yapısal sorunları ele almak için ekonomide reformlar yapılabilir. Bu, işgücü piyasalarını, ürün piyasalarını veya finansal sistemleri modernize etmeyi içerebilir.
  4. Dış Ticaretin Teşviki: Ekonomik büyümeyi desteklemek için dış ticareti teşvik eden politikalar benimsenebilir. Bu, ticaret engellerini azaltma veya yeni ticaret anlaşmaları yapma şeklinde olabilir.
  5. Eğitim ve Eğitim Yenilikleri: İşgücünün becerilerini geliştirmek ve ekonominin değişen ihtiyaçlarına uyarlamak için eğitim sistemlerinde yeniliklere gidilebilir.
  6. Teknolojik Yenilik ve Araştırma: Ekonomik büyümeyi desteklemek ve üretkenliği artırmak için teknolojik yeniliklere ve araştırmalara yatırım yapılabilir.
  7. Uluslararası İşbirliği: Farklı ülkelerle yapılan koordineli politika uygulamaları, global stagflasyon tehditlerine karşı daha etkili bir tepki sağlayabilir.

Bu stratejiler, modern ekonomilerin stagflasyon riskiyle başa çıkmasına yardımcı olabilir. Ancak her ekonominin kendi özgül koşulları vardır ve bu nedenle her bir tedbir, belirli bir ülkenin ihtiyaçlarına ve şartlarına göre uyarlanmalıdır.

Sonuç ve Öneriler

Stagflasyon, modern ekonomiler için zorlayıcı ve karmaşık bir olgudur. Hem durgunluk hem de yüksek enflasyonun bir arada yaşandığı bu dönemler, ekonomik politika yapıcıları için ciddi zorluklar yaratırken, yatırımcılar için de belirsizlik ve riskin arttığı zamanlardır.

Bu makalede, stagflasyonun tanımından, nedenlerine, etkilerine ve modern ekonomilerin bu zorlu dönemlerle başa çıkma yöntemlerine kadar pek çok konuyu ele aldık.

Yatırımcılar için bu tür dönemlerde öne çıkan bazı öneriler ve uyarılar şunlardır:

  • Bilinçli Kararlar Almak: Durgunluk dönemlerinde piyasa hareketleri daha öngörülemez hale gelebilir. Bu nedenle, yatırım kararları alırken daha dikkatli ve bilinçli olmak esastır.
  • Diversifikasyon: Yatırımların çeşitlendirilmesi her zaman önemlidir, ancak özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde bu daha da kritik hale gelir.
  • Uzun Vadeli Perspektif: Stagflasyon dönemleri geçicidir. Yatırımcılar, kısa vadeli dalgalanmalardan çok uzun vadeli hedeflere odaklanmalıdır.
  • Bilgi ve Eğitim: Ekonomik koşullar ve politika değişiklikleri hakkında bilgi sahibi olmak, yatırımcının bilinçli kararlar almasına yardımcı olacaktır.
  • Risk Toleransını Gözden Geçirmek: Yatırımcıların, risk toleranslarını gözden geçirerek, yatırım stratejilerini bu döneme uygun hale getirmeleri önerilir.

Son olarak, stagflasyonun zorlayıcı etkilerine rağmen, sağlam bir ekonomik temele ve bilinçli yatırım stratejilerine sahip olanlar için bu dönemler, yeni fırsatlar ve potansiyel kazançlar sunabilir.

Yatırımcıların bu dönemlere hazırlıklı olmaları, ekonomik dalgalanmalardan en az zararla çıkmalarını ve belki de bazı avantajlar elde etmelerini sağlayabilir.

Leave a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Articles

Vergi Nedir?
Eğitim

Vergi Nedir? Tarihsel Geçmişi ve Ülkelere Göre Farklı Uygulanışları

Vergi, devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için bireylerden ve kurumlardan topladığı zorunlu...

Keynesyen Ekonomi Modeli
Eğitim

Keynesyen Ekonomi Modeli

Modern Ekonominin Temel Taşları Keynesyen ekonomi modeli, 20. yüzyılın ortalarından bu yana...

S&P 500 Nedir
Blog

S&P 500 Nedir? Hissesi Nasıl Alınır?

Finansal piyasalarla ilgilenen herkes, S&P 500 endeksini duymuştur. Peki, S&P 500 nedir...

Stop Loss Nedir?
Blog

Stop Loss Nedir? Yatırımlarınızı Nasıl Koruyabilirsiniz?

Finansal piyasalarda işlem yaparken, risk yönetimi en önemli unsurlardan biridir. Yatırımlarınızı korumanın...